Mustafa Kemal ATATÜRK

"Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan yegane millet Türk' lerdir" M. Kemal Atatürk

......

Biz seni çok özledik Atam, yüzünü görmedik ama doğdumuz günden itibaren evimizin duvarında resminle, okula başladığımız günden itibaren her saat seni öğrendik. Mustafa Kemal Atatürk. Mustafa Kemal Paşa. Gazi Mustafa Kemal. Mareşal Mustafa Kemal Paşa.

Anneniz Zübeyde Hanım annelerin annesi, yiğit anne, yetim anası, babanız Ali Rıza Efendi genç yaşta yavrusunu eşini bırakıp ahirete göçüp gitmiş, bunları kaç kere tekrarladık hayatımızda. Senin hayatının biyografisini biliyoruz, biliyoruz da Atam, anlamamışız ne çare. Senin en çok korktuğunda buydu, anlaşılamamak.

Biz seni çok özledik Atam, sen gittiğinden beri, nice devlet başkanları geldi geçti, ama kimse çökmek üzere olan bir çınarı senin omuzladığın gibi omuzlamaya çalışmadığı kadar, köklerini yoldu kaç kez hunharca, yine de kimse senin yaptığını yapamadı. Ruhunu kaptırdı yaban ellere de hissederek çalışmadı vatan için. Senden sonra kimsenin gözlerinde ışık yoktu, senin masmavi okyanuslar gibi derin gözlerindeki umut sa sen gidince neredeyse yetmiş yıldır bir daha hiç bizimle olmadı. Sen gidince en yakın dostların en güvendiğin arkadaşların sana ihanet etti. Kimse bilemedi, görmedi unuttu sen gidince okyanus mavisi gözlerinden fışkıran sevgiyi, merhameti, hoşgörüyü, bütünleştiriciliği, dürüstlüğü, adaleti, insanlığı...Kimseler yapamadı dünya aleme örnek yaptıklarını.

Biz seni çok özledik Atam, keşke yüzyıl önce doğupta senin idaren ve iradenle yaşasaydık. Keşke seninle aynı anda yaşayanlarla yaşama şansına sahip olup, onurlu şerefli aziz milletimizin varlığı uğruna çektiğin her cefayı seninle omuz omuza çekseydik. Öyle ki sen o çekilen sıkıntılara, cefaya o kadar büyük bir armağan bağışlamışsın ve bizler bu armağanın anlamını, kıymetini bilemeden, hissedemeden, zevkine varamadan yaşayıp gidiyoruz.

Biz seni çok özledik Atam, sen dünyaya göğsünü gere gere rest çekmiş yegane bir Türk'tün. Bu karşı koyuş, bu haykırış, bu göğüs kabartış vatanımın en zor, en acımasız en çilekeş günlerindeydi.Senin dağlar kadar güvendiğin gözü tok gönlü tok ordumuz, bizim bu günlerimiz için yapılan kurtuluş, özgürlük ve cumhuriyet savaşlarında bir tas üzüm hoşafı ve bir adet somun ekmekle yirmidört saati yaşamak zorundaydı; şimdi bize rahatlık ve bolluk dolu günleri yaşatabilmek adına. Rahat uyu Atam, kendimize güvenimiz sonsuz. Yaktığın "memleket aşkı ateşi" ile nice enkazlardan toparlayıp yaptıkları teyyarelerin yerine F16 lar, Türk yıldızları uçuyor yurdumun semalarında, istersek yine meydan okuruz dünyaya buna gücü yetecek bir ordu var şimdi emrinde, o güçlü, cesur, vatan aşkı dolu yüreklerin birde silahları var artık.Senin emanetin bizim en değerli varlığımızdır.

Biz seni çok özledik Atam, şimdi teknolojide üst düzeyde vatanında, artık seni konuşurken bile izleyebiliyoruz anlatılamaz muhteşem bir duygu bu. Bizler siyah beyaz resimlerini biriktirirdik, çocuklarımız renkli masmavi, anlamlı ve derin bakışlarınla dolu gözlerinin olduğu resimlerini biriktiriyor.Videolar izleyebiliyor yumuşacık güven veren sesini duyabiliyorlar. Ne güzel sanki seni görmüş, seninle yaşamış gibiyiz. Sen ölmedin ve ölemezsin, ölmeyeceksin.

Biz seni çok özledik Atam, Vatanın güvenlik açısından en üst seviyede, ama senin yüce meclisinde koltuk kavgalarında herkes birbirini yiyor. Sadece bir emaneti korumak olan görevlerini unutuyorlar. Senin istemediğin rets çektiğin dersler verdiğin milletler, üzüm hoşafıyla karnını doyuran askerimin kanıyla suladığı topraklarda, cirit atıyor. Keşke olsaydın, keşke keşke bir kez ses verseydinde sesini duyunca kendini kaybedenler bir anda kendine gelseydi.

Biz seni çok özledik Atam, ülkemin kurtuluşu için cephede başında örtüsü, ayağında şalvarı savaşan, kağnısıyla askerine mermi taşıyan Elif bacım, Erzurumlu Nene Hatun, Onbaşı Halide Edip Adıvar, senin ellerini öpmeye layık gördüğün bütün kadınlarımızı ezer olduk meydanlarda, dışlar olduk onları başımıza tac edeceğimiz yerde. Sırf senin rest çektiğin meydan okuduğun milletlere kendimizi beğendirelim diye. Keşke bir kez daha gökten inse sesin ve bir kez daha haykırsan "kimsenin din ve vicdan hürriyetine karışılamaz" sözünü unutanlara hatırlatsaydın, biz unutturmayacak hep söyleyeceğiz bunları usanmadan.

Biz seni çok özledik Atam, eminim ki doğrunun dürüstün yanında ya da önünde lideri olurdun. Şimdi sen olsaydın devletin içinde olup mafyalık yapan ağarmış dayıları, tüyü bitmemiş yetimin hakkkını yiye yiye karun kadar zengin olmuş, devlete borçları ödensin diye mallarını sata-sata saya-saya bitiremediğimiz kendini adam sanan vicdansızları, demokrasi-demokrat kavramlarını kullanarak milletin sinesinden meydana gelmiş Türkiye Cumhuriyeti ordusuyla milletinin arasına uçurumlar koyanları, senin bütünleştirdiğin kardeş ilan ettiğin, cephelerde omuz omuza savaşan, bir lokmayı bir yudum suyu paylaşan, bir bayrak altında yaşamaya and içmiş şanlı, kahraman milletleri birbirine düşürenleri, yönetimi her ele geçirdiğinde ülkeyi, milleti krizlere yokluklara felaketlere sürükleyip, şehitlerimizin kanlarıyla aldığımız toprakları santim santim satmakla kalmayıp, utanmadan karşımıza çıkıp oy isteyenleri. Sen olsaydın bunların hiçbirine, bırak senin kurduğun yüce meclisin kapısından
girmelerine, Ankara'ya ayak basmalarına izin vermezdin.

Biz seni çok özledik Atam, seni özlemek yeterli değil, seni anlamak düşünce ve yaklaşımlarını yaşatmak mühim olan. Bunun için and içtim Atam, Çocuğuma, kardeşime yeğenime emanetimdir bu, boynumun borcudur yaktığın ateşi söndürmeden yeni nesillere aktarmak.

Sevgili Atamızın 6 Mart 1922 tarihinde Türkiye Büyük Millet meclisinde yaptığı bir konuşmanın bir metnini sizlerle paylaşmak istiyorum; Lütfen anlayalım ve bilmeyenlere anlatıp aldığımız feyzi paylaşalım.

"Efendiler!...
Avrupa'nın tüm ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık, Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur.Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi İstiklal vardır ki ecnebilerin nasihatlarıyla, ecnebilerin planları ile yükselebilsin. Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!" Gazi Mustafa Kemal.

Kaynak : http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=45252

“Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim."

"Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz."

"Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur."

"Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır”.

Atatürk ülke içerisinde sık sık seyahat etmektedir. Gemlik ve Bursa gezileri esnasında Atatürk soğuk alır. Tedavi olmak ve dinlenmek üzere İstanbul'a geri döner. Ama, ne yazık ki hastalık ciddidir. 10 Kasım 1938 tarihinde saat 9.05'te tüm çabalara rağmen çok sevdiği halkından ayrılmak zorunda kalır. Ama insanlarının gözünde ölümsüzlük kazanmıştır. Öldüğü andan itibaren, çok sevilen ismi ve hatırası, çok sevdiği halkının kalbinde yerini almıştır. O bir kumandan olarak birçok savaş kazanmış, bir lider olarak kitleleri etkilemiş, bir devlet adamı olarak başarılı bir yönetim sergilemiş ve nihayet bir devrimci olarak bir toplumun sosyal, kültürel, ekonomik, politik ve hukuki yapısını kökten değiştirmeyi başarmış; dünya tarihindeki en üstün şahsiyetlerden birisi olmuştur.Tarih onu Türk ulusunun en şerefli evlatları ve insanlığın en büyük liderleri arasında sayacaktır.